Merhaba,
Buraya her gün bir şeyler yazacaktım normalde, ama insanın modu bunu her zaman mümkün kılmıyor. Özellikle Cumartesi günü meydana gelen terör saldırısı, odada nefes almama bile engel oldu. O yüzden kendimi dışarı attım. Odaya sadece yatmaya geldim 2 gün boyunca, bugün biraz daha iyiyim. O nedenle hissettiklerimi yazmak istedim.
Siyasetin kirli yüzü midemi bulandırıyor. İnsanların kendi idealleri, kendi çıkarları, kendi düşünceleri için başkalarını acımadan katletmeleri nasıl bir vahşettir. O saldırıda ölenlerin tek istediği BARIŞ'tı. "Ama onlar teröristleri destekliyordu bla bla bla" diyecekler olacaktır; ama bu onları öldürmek için geçerli sebep değildir, olmayacaktır. Eğer öyle bir şey için kanıtınız varsa, savcılığa şikayet edersiniz, yakalatırsınız arkadaşım, öldürmek, ölümlerinin ardından "oh oldu" demek,beni, sizi, hepimizi insanlıktan çıkarır.
Bu tarz düşüncelerimi genelde kendime saklamayı tercih ederim, ancak bu sefer içim o kadar çok yanıyor ki, dayanamadım. Milletimize sabır diliyorum.
Neyse, anlatmakla da geçmiyor içimdekiler. En iyisi blogta kaldığım yerden devam edeyim. En son bankaya gittiğimi yazmıştım. Ertesi gün hesap defterimi almaya gittiğimde, sıram gelmesine rağmen bi 5 dk daha beklememi istediler. Toplamda maksimum 10 dk beklemiş olmama rağmen binbir özür dilediler beklettikleri için. İşemim bitip, giderken bile 90 derece eğilerek özür dilemeye devam ettiler. Ayrıca bankadaki güvenlik görevlisi amcanın suratındaki gülümseme o kadar güzel ve içtendi ki, sırf o amcanın samimiyetini görmek için ara sıra o bankaya gitmeye karar verdim.
O gün bankada işlemlerim bittikten sonra, oryantasyon için okula gittim. Bazen Japonların işlerini gereğinden fazla ciddiye aldığını düşündüm orada. Tamam, işlemleri ayrıntılarıyla anlatmaları güzel ama ilkokul çocukları gibi bize okulu gezdirerek tanıtmaları biraz abartıydı. Sonuçta en kısa kalacak olan öğrenci 6 ay okulda olacak, insanların kendilerinin istedikleri yeri bulmaya çalışması, bu vesileyle Japonca pratik yapması bence daha önemli.
Oryantasyonu nihayet tamamladıktan sonra, yapılan partide 5 dk kendimi gösterdikten sonra oradan ayrılarak, daha önceki geldiğimde Nagehan'la sık sık gittiğimiz, İkebukuro'daki HUB adlı mekana giderek bir şeyler içtim. Tanıdığım yüzler artık orada yoktu ama mekanın hiç değişmemiş olduğunu görmek güzel oldu. Eski dostla yeniden buluşmak gibi.
Cuma günü, saat 10'da danışmanım Moriyama Hoca ile görüşmeye gittim. Kendisiyle oryantasyonda tanıştık, ancak toplantı sonuna kalmadan gittiği için kendimi tanıtma fırsatı bulamamıştım. Cuma günü 15 dakikalık bir görüşme yaptık ve ona planlarımı açıkladım, hoca da bunun üzerine almam gereken dersleri söyledi. Toplamda 7 ders almama karar verdik. Dolayısıyla biraz zorlu bi dönem olacak benim için. Ama Nisan'da doktoraya girmem için bu dersleri almam şarttı.
Hocayla görüşmeden sonra, öğlen 1 civarı bi arkadaşımla buluşacağımdan, oldukça bol vaktim vardı. Üstelik erken de kalktığımdan, geçen gün altında kitap okuduğum ağacın altına gittim, bu sefer önce biraz şekerleme yaptım, tam da düşündüğüm gibi, çok güzel oluyormuş orada şekerleme yapmak. :D
Sonrasında arkadaşımla buluştum ve birlikte bi cafeye gittik. Sipariş ettiğimiz pizzalar o kadar inceydi ki, çatalla ön kısmını içine almak gerekti. Pide inceliğinde pizza yapmışlar resmen. :/
Oturduğumuz masa, tuvalete yakındı ve tuvalete giden herkesin fotoğraf çektiğini görünce dayanamayıp, ne olduğunu görmeye gittim. Ve aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz lavaboyla karşılaştım. Tasarımı gerçekten çok hoş. :)
Cuma gününü de bu şekilde bitirip yurda döndüm. Cumartesi günü ise hiçbir yere çıkasım yoktu, malum henüz bursumuz verilmedi ve gelirken getirdiğim para suyunu çekmek üzere. Sabah kendime çok güzel bi kahvaltı hazırladım ve odada oturup Japon dizisi izledim tüm gün. Akşamüzeri Özlem (Kore Dili'nden arkadaşım, canım ciğerim)'le biraz konuştuk, telefonu kapattıktan bi süre sonra Ankara'da patlama olduğu haberini verdi bana. Ankara'da patlama olmasına alıştık, ama haberlere bakıp da olayların boyutunu görünce odaya sığamadım. Küçücük odanın 2 adımlık boşluğunda bi oraya bi buraya gidip, kendimi kapana kısılmış hissedince kendimi dışarı attım. Yurda yakın olup, canlılığın da olduğu yer olan İkebukuro'ya gittim ve orada bir festivalin sonuna denk geldim.
Ben vardığımda son dans korteji geçiyordu alandan, o nedenle kısa bir video çekebildim. Onu da aşağıda görebilirsiniz.
Madem festivale yetişemedim, gidip bir şeyler içeyim diye yine HUB'a gittim. Orada da yalnız olunca yaklaşık 2-3 saat boyunca internetten Ankara'daki olayları takip ettim. Sonra baktım iyice kendimi kötü hissediyorum, birileriyle konuşmaya ihtiyacım var, yan masada oturan 3 Japon'a, onlara katılıp katılamayacağımı sordum. Onlar da sağ olsunlar kabul ettiler beni. Bi ara bana Onēchan diye hitap ettiklerini fark ettim. Neden diye sorduğumda "E sen bizden büyüksün, biz daha 20 yaşındayız" dediler. Orada ilk kez yaşlandığımı hissettim. :D
Pazar günü ise, bu yıl Soka Üniversitesi'nde festival vardı ve oraya değişim öğrencisi olarak gelen İçten ve Burak da festival kapsamında dans edeceklerdi. Onları izlemeye gittim. Soka Üniversitesi'nin kampüsü çok büyük ve festival de tüm kampüste düzenleniyordu. İçten'lerin dans edeceği yeri güç bela buldum, ancak kapıdaki güvenlik görevlisi, bu gösterinin, Değişim Öğrencisi Mezunlar Toplantısı olduğunu ve Soka Üniversitesi olup, yurtdışına gitmiş Japonlar veya burada eğitim görmüş yabancılardan başkasının giremeyeceğini söylediler. Durumu görevliye anlattığımda, nihayet ilgili kişiler girdikten sonra yer kalırsa beni içeri alabileceklerini söylediler ve salonun yarısı boş olduğundan sonunda salona alındım.
Birkaç açılış konuşmasından sonra, festivalin yapıldığı 1991 yılından bu yana yapılan danslardan kesitler gösterdiler. Bu kesitlerden birinde, dans eden bir arkadaşımı gördüm. İsmini açıklamamı isteyeceğini pek sanmadığım için, adını buraya yazmıyorum. :)
Bu videolardan sonra aralarında İçten ve Burak'ın da bulunduğu dans grubu sahneye çıkarak, bu yılki gösteriyi yaptılar. Sanırım daha fazla katılımlı olarak, Cumartesi günkü etkinlikte gösteri yapmışlar. Bu gösteride o kadar kalabalık değillerdi, ama yine de güzel bir gösteri yaptılar. Kendimi onların velisi gibi hissedip gururlandım. :D Gösterinin videosunu buraya yükleyecektim, ancak video boyutu büyük olduğu için yapamıyorum. Açıkçası boyut küçültmekle uğraşmak istemiyorum.
Neyse efenim, bu günüm de odadan çıkmadan geçti. Pazartesi bugün, okula niye gitmedin diyenler olabilir, ancak bugün burada resmi tatil. Taiiku no Hi, yani Beden Eğitimi Günü. Aslına bakarsanız, yurt görevlisinden öğrendim bugünün tatil olduğunu, o da belediyenin kapalı olduğunu söylediği içindi. O yüzden de tatil olarak kabul ettim. İnşallah okul açık değildi. :D
Bugünü de böyle kapattık bakalım, önümüzdeki günlerde daha güzel, daha heyecanlı şeyler yaşarız umarım. Hoş, iyi günler umdukça daha kara günler çöküyor üzerimize, o nedenle güzel bir dünyanın hayalini bile kurmaktan korkar olduk. Daha kötü olmayalım yeter diyoruz artık.
Sağlıcakla kalın.