17 Kasım 2015 Salı

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba.
Yeni bir yazı yazmayalı 1 ay olacak neredeyse. Ama bu 1 aylık dönemi 2 ayrı yazıda anlatacağım. İlk yazıda 4 Kasım öncesinden bahsedeceğim. İkinci yazıda ise 4 Kasım'dan itibaren Türkiye'den gelen arkadaşım Batuhan ile birlikte yaptığımız 10 günlük geziden bahsedeceğim.
Öncelikle, 24 Ekim'de, burada değişim öğrencisi olarak bulunan İçten ile birlikte İkebukuro'daki Türk fırını Değirmen'e gittik ve uzun bi aradan sonra simit yedik. 2 yıl önce bir Japon arkadaşım götürmüştü beni oraya. Ara sıra da giderdik, ama o zamanlar sadece alışveriş için gidebiliyorduk, bu gidişimizde bizi güzel bir sürpriz karşıladı. Fırın artık cafe olarak işletiliyordu. Dolayısıyla orada simit ve çay keyfi yapabildik. O haftanın en güzel olayı da buydu zaten. Aşağıdaki fotoğrafta da keyfimizin baş karakterleri yer alıyor. 


Bir sonraki hafta, yine İçten'le Takao Trick Art Museum'a gittik. İçerisinde görsel oyunlarla farklı bir dünya kurulan bir müze burası. Keio tren hattının Takaosanguchi istasyonu yakınlarında. Ayrıntılı bilgiye linke tıklayarak ulaşabilirsiniz. Biz İçten'le çocuklar gibi eğlendik. Farklı konseptlerde, belli açılardan fotoğrafı çekildiğinde gerçekmiş gibi görünen ilginç etkinlikleri var. Mesela, düşmemek için sfenksin burnuna tutunabilir veya bulutlardan yüksek kule harabesinden atlamak isteyebilirsiniz. Ya da bir kedi sevebilirsiniz (!) .
Biz tabiri caizse müzeyi didik didik ettik, hiçbir şeyden geri kalmadık. Aşağıda da girdiğimiz bir odadan fotoğrafımız var. Aa, ben ne kadar büyüğüm öyle! Ya da İçten mi çok küçük? 


O gün, müzeden çıktıktan sonra Hachioji'de biraz takıldık. Don Kişot ( ドン・キホーテ don kihôte)'a girdik, oradaki ürünleri deneyerek, bazı şeylere bakarak zaman geçirdik. Don Kişot, cosplay ürünleri, kozmetik, giyim, ayakkabı, ev eşyası, takı, nerdeyse aklınıza gelebilecek her şeyi satan bir mağaza zinciri. Gerçekten insan içine girince çok keyifli zaman geçirebiliyor. Yolunuz Japonya'ya düşerse mutlaka gitmenizi tavsiye ederim. Şu çılgın Japonları görebileceğiniz yerlerden birisi orası. :D

20 Ekim - 4 Kasım arasında, dişe dokunur bir tek  bunları yaşadım. 4'ünde Batuhan'ı Narita Havaalanı'nda karşıladım ve doğrudan Osaka'ya uçtuk. Bu maceramız bir sonraki yazının konusu. Bir ara üşenmezsem onları da yazacağım. Tabi o, bunun kadar kısa bir yazı olmayacak. Şimdilik bu kadar.
Görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder